Anasayfa

Geçmişimize dönüp baktığımız zaman ecdadımızın sayısız hayır müesseseleri kurmuş olduklarını görürüz. Camiler, medreseler, yetimhaneler, kervansaraylar, tersaneler, yollar, köprüler, hanlar, aş evleri gibi vakıf ve hayır kurumları hep Allah inancı ve ibadet amacıyla yapılmışlardır. Ecdadımız bu hayırlı işleri yapmakla kalmamış, onları ayakta tutacak, devamlılıklarını sağlayacak tedbirler almışlardır. Bu suretle muazzam bir evkaf müessesesi doğmuştur. Vakıflar, Hz. Muhammed (SAV) ve ashabı kiram’ın fiilleriyle vücut bulmuş, hayır kurumları olarak başlamış ecdadımızın bu manevi mirasa sahip çıkmalarıyla da günümüze kadar gelmiştir.
Yukarıda saydığımız hayır kurumları vatan topraklarında oldukça yaygın olup, insanlar bu hayır kurumlarından ücretsiz yararlanırlardı. Köylerde köy odaları, evlerde hariciye adı verilen misafir odaları bulunurdu. Ecdadımız, dedelerimiz bir yolcu, bir fakir veya bir yabancı bulup sofrasına oturtmak için can atardı.
Dinimizde Vakıf, kendisinde yararlanılmasında herhangi bir sakınca olmayan bir malın devamlı olarak Allahu Tealanın mülkü olmak üzere O’nun rızası için bir hayır yönüne bağışlamaktır. Buradan mal, vakfedenin mülkiyetinden çıkar ve Allahu Tealanın mülkü haline gelir ve yönetimi ise vakıfnamedeki şartlara göre yapılır.
Bizlerde, Kalfat Kasabası Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı olarak bugüne kadar sizlerin bizlere emanet etmiş olduklarınızı buradan herhangi bir menfaat ummaksızın Allah rızası için bizden bir sonraki nesillere aktarabilmenin çabasını veriyoruz. Vermiş olduğumuz bu mücadelede tüm Kalfatlı hemşerilerimizi yanımızda görmeyi arzuluyor ve bugüne kadar faaliyetlerimizde emeği geçen tüm hemşerilerimize de kalpten bir teşekkürü borç biliyoruz. Bu çalışmalarla umulur ki Rabbimiz, milli ve manevi değerlerimizden uzaklaştırmaz ve kendi yolundan asla ayırmaz.